EMDR Terapisi

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), oldukça yeni, geleneksel terapi yaklaşımlarından farklı (konuşma terapisine veya ilaçlara dayanmayan fakat bunlarla birleştirilebilen) bir psikoterapi yaklaşımıdır.

EMDR Terapisi’nin etkinliği kapsamlı bir şekilde araştırılmış, insanların travma ve TSSB semptomlarından kurtulmalarına yardımcı olan etkili bir psikoterapi yaklaşımı olduğu kanıtlanmıştır. Halen süren araştırmalar EMDR terapisini anksiyete bozuklukları, depresyon, panik bozukluğu, yeme bozuklukları, OKB, kronik ağrı, komplike yas, fobiler ve diğer pek çok psikolojik rahatsızlık için yararlı bir tedavi olarak gösteren olumlu klinik sonuçları desteklemektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün de aralarında olduğu pek çok uluslararası kuruluş (Amerikan Psikiyatri Birliği, Amerikan Psikoloji Birliği, Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Birliği…) EMDR terapisini efektif bir tedavi yaklaşımı olarak kabul etmektedir.

EMDR Terapisi, danışanın güvenli ve ölçülü bir şekilde çalışılan travmaya ilişkin görüntülerle, benliğe dair olumsuz düşünceleriyle, duygularıyla ve beden duyumlarıyla yeniden bağ kurmasını sağlayarak ve beynin doğal iyileştirme gücüne izin vererek travmayı ve travmanın doğurduğu diğer semptomları tedavi etmeye yönelik yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımdır.

Peki, EMDR nasıl çalışır?

Beynimiz, travmatik deneyimlerin yarattığı olumsuz etkiyi hafifletmeyi sağlayan doğal bir öz iyileşme mekanizmasına sahiptir. Bu süreç, duygusal hafıza ve duygusal tepkilerimizden sorumlu olan amigdala, yeni bilgiler öğrenmemizde önemli bir rol oynayan hipokampus ve davranışlarımızın kontrol eden prefrontal korteks arasındaki iletişimle gerçekleşmektedir. Çoğu zaman beynin öz iyileşme mekanizması devreye girip travmatik deneyimler kendiliğinden yönetilebilirken, bazı durumlarda travmatik anılar yardım almadan işlenmeyebilir. İşlenmediği için travmatik deneyim üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bu deneyim yaşandığı gündeki gibi sıkıntı yaratmaya devam edebilir. Travmatik deneyim esnasında yaşanan düşünceler, duygular, beden duyumları adeta “zamanda donmuş” gibi bugünün davetsiz misafirleri olabilir. Bu tür durumlarda fizyolojik ve psikolojik semptomlar geliştirme olasılığı ise oldukça yüksektir.

EMDR Terapisi, çift yönlü uyarım tekniği (göz hareketleri ve diğer uyarımlar) ve diğer gerekli aşamaların izlenmesiyle bu tür izole anıların işlenmesine ve beynin öz iyileşme mekanizmasını devreye sokmasına yardımcı olmaktadır. Göz hareketleri ve diğer çift yönlü uyarımlar geçmiş travmatik olayların duygusal yükünün azalmasını ve beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. travmatik anı ile diğer anı ağları arasında ilişkinin kurulmasını, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanmasını mümkün kılmaktadır. Böylelikle kişi, çalışılan anıdan rahatsız olmamaya, anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görmeye, yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular ile kendine, ilişkilerine ve dünyaya yönelik pozitif tutumlar geliştirmeye başlayacaktır.